Tenasüh Nedir?
TENASUH (REENKARNASYON)
1 Tanımı ve Tarihi
Tenasuh,ruhun ,bedenin ölümünden sonra yeni bir cesede bürünerek yeryüzüne geri dönmesidir. (Veysel Güllüce, Kur’an-ı Kerime Göre Ahiret’in Varlığı. Doktora Tezi s.205-206 Erzurum,1996) Tenasuh,bir ruh göçüdür. Ruhun bir bedenden diğerine,yahut çeşitli bedenlere geçmesi olayının genel adıdır.(Yeni Türk ansiklopedisi C.10 ,4044,Ötüken Yayınları)
Hatta bazı ilkel kavimler,insan ruhunun,önce madenlere,sonra bitkilere,ondan sonra hayvanlara ve daha sonrada insanlara geçerek bir devr-i daim şekilde bir bedenden diğer bir bedene hicret ettiğine inanmışlardır.(Mehmet Kırkıncı,Ruh Nedir? S.64.)
Reenkarnasyon ise, Ergun Erıkdal’ın "Metapsişik Terimler sözlüğü" kitabında şöyle tarif edilir.
"Reenkarnasyon bir tekamül aracı olarak evrensel bir yasadır. Her varlık çeşitli bedenlerde, değişik kimlikler içinde,sayısız kereler maddesel alemlerde doğarlar. Tekrar tekrar doğma tam bir ilahi yasadır." (Zaman Gazetesi 14/08/1994) Bunun ilahi yasa değilde,ilahi yasadan tam bir sapma olduğunu ileride delilleri ile ortaya koyacağız.
Tenasuh ve reenkarnasyonun aynı şeyler olduğunu... ruhların birden fazla bedene intikal ettiklerini ve çeşitli bedenlerde tekamulunu sağlamak üzere tekrar tekrar dünyaya geldiklerini söyleyenler olduğu gibi...
Batıda’da ruhun,ölümden sonra yine bir insan bedenine geçmesine reenkarnasyon,hayvan bedenine geçmesine ise transmigrasyon yani tenasuh denildiğini ve farklı şeyler olduğunu(Güllüce a.g.e .. s.206.) söyleyenlerde olmuştur.
Ruhun çeşitli bedenlere intikali toplu olarak şu şekilde de adlandırılmıştır.
Ruhun bir insan bedeninden diğer insan bedenine geçmesine NASH,kendi ruh kabiliyetine uygun bir hayvanın bedenine geçmesine MASH ,bitkilere geçmesine RASH ,maden ve cansız varlıklara intikaline de FASH denilmiştir.(Kırkıncı,a.g.e. s.66.)
Bazı kaynaklarda Tenasüh’ün Mısırda tahsili’ni yapan Pitagoras (Pisagor) tarafından Yunanlılara, Oradan da batı dünyasına götürüldüğü kaydedilmiş. (Kırkıncı a.g.e s.65) Fakat kendini en çok Hint felsefesine hissettirmiştir. ( V. Güllüce a.g.e S.206)
Hint tensüh nazariyesine göre günahkar bir kimse öldükten sonra üç şekilde doğarak ceza görür.
a) Şeytan olarak doğar
b) Cehennemde doğar
c) Herhangi bir hayvan kılığında dünyaya gelir (Y.T.A. C.10 S. 4044)
Bu teoriye göre tenasühte tekamül fikri yoktur. Ceza ve mükaafat esasına göre bir geliş-gidiş vardır. Reenkarnasyonda ise dünyevi bağlardan kurtulamamış ruhların tekamül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Tekamülde hiçbir zaman geri dönülmeyeceği kabul edilmiştir. Ülkeden ülkeye hatta bölgeden bölgeye farklılıklar gösteren reenkarnasyonun en genel tanımını şöyle yapmak mümkün:
İnsanın ölümden sonra yeni bir bedenle yeniden dünyaya gelmesi ve bu sürecin ruhun kemale ermesine kadar devam etmesi(Süleyman Toygar Aksiyon Sayı 115 s.25)
Görülüyor ki yeniden doğumcuların bir kısmı yeniden doğumun sadece insan bedeninde olacağını iddia ederken bazıları da hayvan ve bitki bedenlerinde de yeniden doğumun mümkün olduğuna inanıyor. Bazıları tekrar doğuşun bir ceza ve keffaret olduğunu ileri sürerken bazıları da gerilemenin mümkün olmadığını, ruhun her beden değiştirmede biraz daha kemale yaklaştığını söylüyorlar. (Toygar a.g.s s.25)
Tevrattan harfii,batıni manlar çıkaran ve bir yahudi meshebi olan KABBALİSTLER tenasüh inancı yahudiliğe taşımışlar oradan da hristiyanlığa geçmiş, Gulat-ı Şia tarafından da az da olsa müslümanlar arasına sokulmuştur. Fakat ehl-i sünnete değil mutezile ve şia ya bulaşmıştır.
REENKARNASYON İDDİASINDA BULUNANLAR
Kendisine başka birinin ruhunun girdiğini sanan kimseler ya cinlerin baskı ve tesirleri altındadırlar ya da rüyalarında görüp unuttukları şeyleri tekrar hatırlamaktadırlar. Bütün reenkarnasyoncuların delil ve bağlandıkları ipuçları birkaç çocuğun tutarsız sözleridir.
Örnek olarak ileri sürdükleri önemli bir delil şudur. Ruh ve madde dergisinin naklettiğine göre Prof. Stevenson reenkarnasyonu doğrulayan bine yakın olay tespit etmiştir.
(Yrd. Doç. Dr. Celal Kırca İslam dinine göre reenkarnasyon s.225) Celal Kırca ülkemizde de bu tür olayların tespit edildiğini söylüyor. İleri sürdükleri en çarpıcı örneğinde Enis Behiç Koryürek olduğunu ifade ediyor. 1112 senesinde Trabzonda öldüğünü söyleyen Çedikçi Süleyman Çelebi adında birisi 1946-49 yılları arasında Enis Behiç Koryürek’e gelerek O’na eski devrinifadesi ile ve düşünmeksizin birtakım şiirler yazdırmış hatta ayetler ve hadisler ezberletmiş Farsça kıtalar söyletmiş ve bazı kehanetlerde bulunmuştur. Enis Behiç daha sonra bu şiirleri bir araya getirerek Varidat-ı Süleyman adıyla neşretmiştir.(Celal Kırca a.g.e. s.240)
Son zamanlarda bazı televizyon kanalları canlı yayına çıkardıkları çocukları konuşturarak onların eskiden de yaşadıklarını annesinin isminin falan babasının isminin de filan olduğunu söyletmişler dolayısıyla reenkarnasyonun ispatında delil olarak kullanmak istemişlerdir. Ancak aynı çocuklar başka mahvillerde daha başka grupların karşısında konuşurken tamamıyla ters yönde ifadeler kullanmışlardır.
Reenkarnasyona Delil Olarak Gösterilen Ayet-i Kerimeler
"Ey kafirler! Siz ölüyken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek,tekrar sizi diriltecek ve sonunda O’na döndürüleceksiniz" Bakara Suresi Ayet 28
"Sizi Allah yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler ömrün çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz ki Allah bilgilidir,kudretlidir." Nahl Suresi Ayet 70
"(Evet) Firdevse varis olan bu kimseler orada ebedi kalıcıdırlar." Müh’minun Suresi Ayet 11
"Başınıza gelen herhangi bir musibet,kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.(Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.
"Andolsun ilk yaradılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?" Vakıa Suresi Ayet 62
"Onları biz yarattık;Onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (Kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz." İnsan Suresi Ayet 28
"Sonra onun canını aldı ve kabre soktu. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir." Abese Suresi Ayet 21-22
Tenasuh inancını İslam inancı ile uzlaştırmak ve dini öğretide temellendirmek isteyenler görüşlerin delil olarak yukarıdaki Ayet-i Kerimleri ileri sürerler. Bunlar ilk bakışta tenasuh lehinde yorumlanmaya müsait gibi görünmektedirler. Örneğin Bakara Suresinin 28. ayeti ile Mü’min suresinin 11. Ayeti Allah (c.c.) insanın varlık sürecinde üç safhasının mevcut olduğunu anlatmaktadır.
Birinci safhası insanların yedikleri ölü besinlerden canlı sperm hayvancığı ve yumurta hücresinin oluşması
İkinci safhası ölüm ve kabir hayatı
Üçüncü safhası ise mahşerde diriliş ve ahiret hayatıdır.
Bir başka açıklamada kafirlerin cehennemde uğradıkları azaptan dolayı ölecekleri,azabı tatmaları için diriltilecekleri ve bu işlemin iki defa tekrar edeceği şeklindedir.
İSLAM DİNİNDE TENASÜH NAZARİYESİ
İslam dininin inanılmasını zaruri kıldığı ahiret alemi inancı ile tenasüh akidesini bağdaştırmak mümkün değildir. Zira Kur’an ,Sünnet ve icma ile sabit olduğuna göre islamın inanılmasını farz kıldığı ahiret alemi İsrafil’in Sura birinci defa üflemesinde sonra kıyametin kopması ve evrenin kozmolojik düzeninin bozulup dünyada yaşayan bütün canlı varlıkların aynı anda ölmesi;İsrafil’in ikinci defa Sura üflemesinin ardından ise dünyada hayat sürmüş bulunan bütün insanların aynı anda ruhlu-bedenli varlılar olarak dirilip dünyada yaptıklarından hesaba çekilmek üzere mahşer yerine sevkedilmeleri ve hesap işlemini takiben inanç ve amellerine göre cennete veya cehenneme atılmaları safhalarından oluşur. Bu itibarla tenasüh inancını islamın ahiret akidesi ile bağdaştırmanın mümkün olmadığı açıktır. Zira tensüh inancı böyle bir ahiret alemini inkar edip onun yerine ölenlere ait ruhların bu dünyada başka bedenlere intikal ederek yaşamaya devam ettiklerini ve bunun böylece ebediyyen sürüp gideceğini iddia etmekte,kıyametin kopmasını ondan sonra yeniden başlayıp ve çeşitli safhalarda sürecek olan öbür alemi reddetmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de ölüm anında dünya hayatına geri dönüp iyi işler yapmak istediğini dile getiren insanın bu arzusunun boşuna olduğu zira ölen kimsenin dünya ile ahiret alemi arasında bir merhaleyi teşkil eden berzah alemine intikal edeceği ve dirilteceği güne kadar burada kalacağı açıkça bildirilmiştir. (El-Müminun 23/100),belli bir süreyi tamamladıktan sonra evrenin kozmolojik düzeninin bozulacağı,insanların ruhlı-bedenli varlıklar olarak diriltilecekleri ve yaptıklarından hesaba çekilecekleri tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklanmıştır (Yasin 36/78-79;Kaf 50/4; Ez-Zümer 98/68). Bununla birlikte İslam muhitinde de zaman zaman bazı yazarların yaygın terimi ile reenkarnasyon inancına temel bulmaya gayret ettiği böyle bir inanışın islam akaidine uygun olduğunu ileri sürdüğü de bildirilmektedir.
REENKARNASYONU REDDEDEN AYETLERDEN BAZILARI
Aşağıdaki Ayet-i Kerimeler hiçbir yoruma mahal bırakmadan reenkarnasyonu reddetmektedir.
1) " O günahkarların,Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri,"Rabbimiz! Gördük,duyduk, şimdi bizi (dünyaya ) geri gönderde iyi işler yapalım. Artık kesin olarak inandık." Diyecekleri zamanı bir görsen!
Biz dilesek,elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat cehennemi hem cinlerden,hem insanlardan bir kısmı ile dolduracağım diye benden kesin söz çıkmıştır.
(O gün onlara şöyle diyeceğiz) Bugüne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım!Doğrusu bizde sizi unuttuk; Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın. (Secde Suresi Ayet 12-14)
2) "Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında: Rabbim! Der beni geri gönder :
Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım. Hayır Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise yeniden dirilecekleri güne kadar(süren) bir berzah vardır." (Mü’minun Suresi Ayet 99-100)
3) "Onların ateşin karşısında durdurulup"Ah! Keşke dünyaya geri gönderilsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak" dediklerini bir görsen
Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler kendilerine göründü. Eğer (dünyaya)
geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylerle döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar."(En’am Suresi Ayet 27-28)
4) "Acaba bizim için şefaatçiler var mıdır ki bize şefaat etsinler,ya da dünyaya geri gönderilsek de yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapsak. Onlar kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeylerde kaybolup gitti." (A’raf Suresi Ayet 53)
5)"Rabbimiz bizi cehennemden çıkar,eğer bir daha (ettklerimize) dönersek artık belli ki biz zalim insanlarız. Allah buyurdu ki ;Susun,alçaldıkça alçalın orada. Bana karşı konuşmayın artık" (Mü’minun Suresi Ayet 107-108)
6) "Onlardan önce nice kavimler helak ettiğimizi görmüyorlar mı?! Onlar bunlara tekrar
dönüp gelmezler" ( Yasin Suresi Ayet 31)
7) "Helak ettiğimiz bir memleket halkına tekrar dönmek haramdır." (Enbiya Suresi Ayet 95 )
8) "Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez vaziyette çıkardı" (Nahl Suresi Ayet 78)
9)"Orada ilk ölümden başka tatmazlar" (Duhan Suresi Ayet 56)
REENKARNASYONU REDDEDEN HADİS
Cabir Bin Abdullah (r.a.) anlatıyor:
Babam Abdullah Bin Amr Bin Harem Uhudda şehit düşünce Allah’ın Rasulu (s.a.v.) bana:
__ Ey Cabir ! dedi. Aziz ve Celil olan Allah’ın babana söylediklerini sana haber vereyim mi?
Ben de ,
__Buyur ya Rasulallah dedim.
Bunun üzerine Rasulallah şöyle buyurdu:
__Allah her kimle konuşmuşsa hep perde arkasından konuşmuştur. Fakat senin babanla perdesiz konuştu. Karşısına aldı,şöyle buyurdu: İste benden ne istiyorsun,istediklerini sana vereceğim. O da,
__Yarabbi beni dünyaya gönder,senin uğrunda ikinci defa öldürüleyim dedi. Şehidin bu arzusuna , yüce Allah’ın cevabı şu oldu:
__ Ben,ölenler dünyaya bir daha dönmeyecekler,diye hükmettim. Bunun üzerine (şehit baban) şöyle dedi:
__ Öyleyse Allah’ım bu hükmünü geride kalanlara ulaştır. Aziz ve Celil olan Allah’ta "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma... "( Al-i İmran Suresi Ayet 165-170)
REENKARNASYONUN OLUŞMASI
Reenkarnasyon ya Allah’ın emir ve iradesi ile yapılmakta yahut ruhun kendi tercih ve iradesi ile olmaktadır. Birinci şıkka göre Allah ‘ın böyle bir iradesi olmadığı yukarıdaki Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşılmaktadır. İkinci ihtimal yani ruhun tercihi ile oluşmasına gelince burada da iki yol söz konusudur. Ruh bu göçü ya şuurlu olarak veya şuursuz olarak yapmaktadır. Ruh şuursuz ise zaten tercih yapması imkansızdır. Zira hareketleri şuurun dışındadır. Ruhun,herhangi bir cesedi kendi iradesi ile tercih etmesi ihtimali ise utanç verici bir durumdur. Örneğin ruh bu faraziyeye göre durup dinlenmeden,usanmadan her çeşit hayvanın döl yatağına birden fazla girmesi lazım gelirdi.
Kabristandaki kemikleri ve o kemikleri misafir eden toprakları çiğnemeye müsaade etmeyen Allah-u Teala hiç insan ruhunu hayvanların cesetlerinde barındırır mı?
SONUÇ:
Reenkarnasyon inancı islamın temel kaynaklarına aykırı olduğu gibi akli bakımdan da tutarsız görünmekte,metafizik ve mantık ilkelerine dayanan bazı haklı eleştirilere tabi tutulmaktadır. İnsan bilincinin sürekliliği ve kişisel kimliğin korunması açısından ele alınacak olursa,reenkarnasyon iddialarını makul olabilmesi için insanı şu anda neticesini yaşadığını ileri sürülen önceki hayatını mutlaka hatırlaması gerekirdi. Halbuki hiç kimse daha önce bir bedende yaşadığını hatırlamamakta aksine insan,kendisinden onun diğer varlıklardan ayrı bir kişiliğe sahip olduğunu gösteren bir benlik şuuru bulunduğunu hissetmektedir. Diğer taraftan reenkarnasyon inancı ahlaki nedensellik ihtiyacını tatmin etmekten ve dolayısıyla insanın sorumluluğunu temellendirmektende uzaktır.
Bu tutarsızlıklarının yanı sıra tensüh akidesi hem insanın kalıtım yoluyla ebeveyn den çocuklara intikal eden ruhi-bedeni özellikleri açıklayamamakta,hem de dünyada sürekli olarak devam eden nüfus artışına makul bir izah getirememektedir. Zira bugün bilim insanın kalıtım yoluyla kazandığı ruhi-bedeni özellikleri bulunduğunu kesin olarak kanıtlamıştır. Tenasüh iddiasına göre ölümle birlikte başka bir bedene intikal eden ruhun kendi karakterine uygun bir bedeni nasıl seçtiği ve bu durum karşısında kalıtımın nasıl açıklanacağı bilinmemektedir. Yine tenasühe göre evrendeki ruhlar belli sayıdadır. Bu durumda dünya nüfusunun statik olması veya azalması gerekirdi. Halbuki realite bunun aksini göstermektedir.
Yukarıda temas edilen dini ve bilimsel gerçekler sebebiyledir ki,tenasüh inancı islamın ilkeleri ile ve akidesi ile bağdaşmaz. Günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan tenasüh iddialarından çoğu magazin haberciliğin üretimleri,geri kalanları da kişisel fantezi ve yanılgılardır. Olayın gündemde kalması ve zaman zaman geniş kesimlerin ilgisini uyandırması ise bir yönüyle dini bilgi ve şuur eksikliğinden diğer yönden de insanların ruhlar aleminin ve ölüm ötesinin gizemine olan derin ilgisinden ve bu alana ait iddiaların çürütülmesinin de kolay olmayışından kaynaklanmaktadır. ( İlmihal 2 İslam ve Toplum T.D.V. Sayfa 159-160)
Dünya toplumları arasında Allah’a ve ahiret gününe olan saf ve samimi inancı zedelemek amacı ile zaman zaman ortaya atılan iddialar toplumlar arasında hatırı sayılır şekilde sosyal sarsıntılar meydana getirmiştir. Örneğin İnsanın maymundan türediği tezi bilimsel olarak ispatlanamayınca şer güçler saf inancı yıpratmak amacı ile reenkarnasyon iddiasını ortaya atmıştır. Bununda günün birinde vicdanlarda makes bulamayıp çöplüğe atılacağı kesindir. Fakat bizlerin her zaman bu tür inancı sarsıcı saldırılar karşısında hazırlıklı olmamız gerekmektedir.
M. Şakir Öztürk
Not: Sunumun hazırlanmasında Türkiye Diyanet Vakfının neşriyatından olan İlmihal kitabının ikinci cildi ve Vehbi Karakaş’ın hazırladığı Cihan yayınlarından Ölüm, Diriliş ve Reenkarnasyon eseri ile gazete ve dergilerden istifade edilmiştir.