Deyimler Sözlüğü Üzüm üzüm üzülmek Haddinden fazla, çok üzülmek. Anneciği üzüm üzüm üzülüyor ama bir çare bulamıyordu. Gözü korkmak Daha önce başından geçen kötü bir denemeden sonra, birinden veya bir şeyden zarar gelebileceği endişesine kapılmak ve o işi yapmaktan çekinmek. Kaşlarını çatmak Kızgın, öfkeli ve sinirli olduğunu kaşlarını birbirine yaklaştırarak göstermeye çalışmak. Bana öyle kaşlarını çatıp durma! İş ayağa düşmek İş sorumsuz, yetkisiz ve beceriksizlerin elinde kalmak. Bunlar da işi iyice ayağa düşürdüler. Kendi kendine gelin güvey olmak Başkalarının ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek. Kendi kendine gelin güvey olmayı bırak, bakalım kız ne diyecek bu işe. Takıp takıştırmak Özenerek süslenmek. Takıp takıştırmış, öyle çıkmıştı sokağa. Zincire vurmak Prangaya vurmak (mahkûmu). Bütün esirleri zincire vurup zindana atmışlardı. Yuvasını yıkmak 1. Birinin eşinden ayrılmasına yol açmak. 2. Bir kimse eşinden ayrılarak aile düzenini bozmak, yok etmek. Zorla kadıncağızın yuvasını yıktılar, lânet olsun onlara. Başına çalmak Bir şeyi sert, öfkeli ve kızgın bir davranış içinde vermek. Al da başına çal bu sapı kırık küreği. Yalvar yakar olmak Çok yalvarıp yakarmak.
Üzüm üzüm üzülmek
Haddinden fazla, çok üzülmek. Anneciği üzüm üzüm üzülüyor ama bir çare bulamıyordu.