Deyimler Sözlüğü Rahmetli olmak Vefat etmek, ölmek. Zimmetine geçirmek 1. Kendine mal etmek. 2. Bir hesabı birinin borcuna eklemek. Devletin onca malını zimmetine geçirmiş. Göz kırpmak Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp kapayarak belirtmek. Kalabalık içinde birbirlerine göz kırparak gülümsediler. Baş belâsı Sürekli rahatsız eden, yük olan, bir kimseye musallat olup sıkıntı veren ve uzaklaştırılamayan kişi ya da şey. Şu baş belâsı adamı uzaklaştırırsanız sevindirirsiniz beni. Yerine geçmek 1. Görevden ayrılan birinin yerine geçmek. 2. Bulunmayan bir nesnenin yerine kullanılabilmek. Emekli olan müdürün yerine geçmek için iki müdür yardımcısı yarışa tutuştular. Sırtını yere getirmek 1. Üstün gelmek. 2. Güreşte rakibi sırt üstü yere yatırarak yenmek. Onun sırtını kimse kolay kolay yere getiremez. Gözleri fıldır fıldır etmek Gözleri zekice, çabuk çabuk dönerek her tarafa bakmak. Başını ezmek Birini hareket edemez, kötülük yapamaz ya da başını kaldırıp bir işi göremez duruma getirmek. Zalimlerin başını ezecek adamlara bugün ne kadar ihtiyaç var! İçli dışlı olmak Teklifsiz, çok samimi, sıkı fıkı, senli benli olmak. Biz Fatma`yla iyice içli dışlı olduk. Kel kâhya Bilgisi olsun olmasın her işe karışan, burnunu sokan.
Rahmetli olmak
Vefat etmek, ölmek.