Medine Duyguları
Bendim, bendim çağrılan. Bendim o şanslı kişi. Oraları görmek, hissetmek ve tatmak istiyordum içimde. Ey Nebi sana geldim. Mekke'nin, Medine'nin o güzel insanlarını görmek; ayağının izlerine yüzümü sürmek için sana geldim... Sen öyle bir gülsün ki, sen öyle bir fethedicisin ki en güzel yeri fethetmişsin, kalbimizi. Ve sen öyle bir insansın ki insanların en hayırlısı, en seçilmişi, Allah'ın en sevgilisi olmuşsun. Peygamberimiz olmuşsun.
Biliyor musun? Sen gidince gözlerimiz görmez, kulaklarımız işitmez oldu ya Resulallah! Sadece senin için ağladım ve iyi ki de vardın diye huzur duydum...
Seni görmeyi o kadar çok istiyorum ki ya Nebi! Yatmadan önce dua ediyorum, belki o gül kokun burnuma ve o heybetli bakışların gözümün önüne gelir diye.
Bazen unutuyorum seni ve o kutsi alemi, bazen söylediklerimiz yalan olup uçuyor dilimizden ''hani seni çok seviyorduk, hani seni çok özlüyorduk''. Biz değil miyiz seni seviyoruz deyip de ruhuna bir Fatiha okumaya bile üşenen, biz değil miyiz seni sadece kandillerden kandillere ancak hatırlayan. Utanıyorum ya Rasulallah sana layık olamamaktan. Sen ki ümmetin için gözyaşları döken hüzün Peygamberisin...
Huzuruna geldiğim an yüreğim, kafesten uçmak isteyen kuşlar gibi çırpınıyordu. Çok acizdim, o kadar üzgündüm ki, yaptığım hataları nasıl da fark etmemişim. Huzuruna öylesine boş gelmişim ki... Sen, sen ki büyük Nebi, sevgili amcanı katleden Vahşi ve Hint'i affettikten sonra bunca hatalarıma rağmen beni de affedersin diye bekliyorum, şefaatini istiyorum ve seninle geçirdiğim zamana çok şükrediyorum. Şükürler olsun Yarabbi...
Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.