Dostluk
Bazen bir tek kişiye bağımlılık gibi düşünürüz dostluğu. Sabit fikirlilik yapıp da yanlış mı yapıyorum, tek yönlü mü düşünüyorum. Ona olan sevgim; dostluk mu yoksa sadece gözlerimi bürümüş bir hayranlık mı diye düşünürüz. Oysa dostluğu ne güzel tanımlamış Cenap Şehabettin: ''Gerçek dostlukta iki beden, bir ruh bulunur.'' derken...
Elbette ki içinde bulunduğumuz topluluklarda orijinal fikirleriyle dikkat çeken, tüm ilgileri üzerinde toplayan kişi veya kişilere rastlarız. Bizler de her insan gibi ona karşı hayranlık duyabilir, gıpta ile bakabiliriz. Ancak onun fikirlerini paylaşmak, hep onunla olmak ve onun gibi davranmaya çalışmakla 'dostluk' olmaz. Zaten böyle yaptığımızda sonbaharı gelmiş bir yaprak kadar bile değerimiz kalmaz.
Dostluk; gerçek dostluk ise bambaşka... Dostlar birbirlerini tamamlarlar. Ama asla diğerinin bedenine girmeye çalışmazlar. Fikirlerini körü körüne kabul etmez edemezler. Onun hareketlerine karşı elini kolunu bağlayıp oturmaz, gerektiğinde karşı da çıkarlar. Zaten dostluk kendini bulmak için değil, kendini oluşturmak içindir.
Matematikte birkaç çeşit küme vardır. Bunlar bazen birbiri içine geçer, bazen bir yerde kesişir, bazen de alakasız olurlar. Dostluk ise; başta fikir ve duygu yönünden kesişen insanların, sonradan sonraya bu fikirlerini tartışıp ortak karara varmaları ve birbirleriyle eşdeğer olmalarıdır.
''Benimle dost olur musun?''dan sonra kendini bağladığın kişi değil, elinde olmadan, iraden dışında sevdiğin ve içten içe bir samimiyet, bir sıcaklık duyduğun kişidir dost. Demek ki dost bulmak dünyanın en zor işi. Önemli olan da onu iyi ve doğru bir şekilde seçebilmek ve kıymetini bilmek olmalıdır. Arkadaşlık her kişinin kârı, dostluk ise er kişinin kârı...
Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.