Samanyolu Eğitim Kurumları Atlantik Eğitim Kurumları
Ana Sayfa
Zümre Sayfaları
ÖSS Hazırlık
SBS Hazırlık
Eğitim Haberleri
Bilgi Yarışması
Bilim Sergisi
Bilim Olimpiyatları
Bilimsel Projelerimiz
Başöğretmen Atatürk
Enstalasyon Sergimiz
Düşünce Sepeti
Tarih Sayfaları
Resim Galerileri
Akademik Takvim
Duvar Kağıtları
Yayın Ekibimiz
Download
Bize Yazın



2009 - 2010 Anadolu Lisesi 12. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Anadolu Lisesi 11. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Anadolu Lisesi 10. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Anadolu Lisesi 9. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 12. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 11. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 10. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 9. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009-2010 - 9. Sınıf Fizik Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: fizik
2009-2010 - 10. Sınıf Fizik Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: fizik

Düşünce Sepeti
Kan Kardeşim
Kalkınmak mı Yok Olmak mı?
Beklenmedik Anlar...
Korkuyorum
Keçeli Kalem
Bütün Yazılar

Tarih Sayfaları
Bir Anlık Gaflet
Dikenli Yolda Yürümek
2. Selim' den 3. Murat' a
Her Şey Vatan İçin
II. Murat
Bütün Yazılar

2009 - 2010 Eğitim ve Öğretim Yılına Ait Yıllık Planlar

 

 
.:: Tarih : 24.02.2006 ::.  


Kalkınmak mı Yok Olmak mı?



Dil bir ülkenin bağımsızlığının en büyük sembolüdür. Çünkü eğer bir millet kendine has bir dile sahipse millettir. Dil, öyle bir kavramdır ki; onsuz hiç bir şey düşünülemez. Mesela bir isteğimizi belirtmek istediğimizde dil olmadan ne istediğimizi kimseye anlatamayız.

Bu gün dünya dilinin İngilizce olduğunu kabullenmeliyiz. Ama bu kabullenme, Türkçe’yi unutup tamamen yabancı kelimeler kullanarak olmamalıdır. Hiç bir şekilde kendi benliğimizden ödün vermemeliyiz. Dilimizi yozlaşmaktan kurtarmalıyız. Kurtarmalıyız ki, ülkemiz gelişip kalkınabilsin.

Tarihe dönüp baktığımızda görüyoruz ki; hangi millet kendi benliğini unutmuşsa, o millet yok olmaya mecbur kalmıştır. Hangi millet dil ayrılıklarına düşmüşse o millette kargaşanın ardı arkası kesilmemiştir.

Günümüzde yabancı kelimenin insanı bilgili gösterdiğini zanneden bazı insanlar var. Mesela çoğu kanalda Türkçe’den çok İngilizce isimli programlar görüyoruz. Ya da bir konuşmacıyı dinlerken eğer yabancı kelimeleri çok kullanıyorsa "Bu adam çok bilgili . Konuşmasından belli" diyoruz ama asıl Türkçe ile konuşuyorsa "Daha ne dediği anlaşılmıyor, çıkmış konuşma yapıyor"  gibi tuhaf yorumlar yapıyoruz. Ancak bir şeyi unutuyoruz: Biz Türk’üz ve farklı görünme arzusuna kapılarak kendimizi kaybetmemeliyiz.

Sadeleştirme denilen bir hadise var ki, o daha tuhaf. Bir kitaba başlarken bir de bakıyoruz ki "Sadeleştirilmiştir " yazıyor kitabın en ön sayfasında. Kitabı okurken görüyoruz ki sadeleştirilmemiş, yabancılaştırılmış. Öyle eserler var ki sadeleştirilmeden çok daha anlaşılır oluyor. Mesela bir şiir kafiyesiyle güzeldir. Ancak öyle sadeleştiriliyor ki ortada ne şiir kalıyor ne de kafiye.

Hayatımda şimdiye kadar Türkçe’yi katletmeden konuşan tek bir kimseyi görmedim. Buna bazı edebiyatçılar da dahil . Öyle ki; senelerini edebiyata veriyor fakat konuşurken yabancı kelimeler kullanıyor bazı ‘edebiyatçılarımız’. Ben bir insanın boş yere yani sırf bunu ben de okudum demek için okumasına bir mana veremiyorum. Çünkü bir insanın okuduğu kendine fayda sağlamıyorsa, her şekilde Türkçe’yi kötü konuşuyorsa o insanın yıllarını edebiyata harcaması sadece ziyandır.

Türkçe’nin en iyi kullanıldığı bir kaç yerden sadece biridir şiir. Şiir öyle bir sanattır ki, hem insanı başka diyarlara sürükler hem de Türkçe’yi hatasız bir şekilde kullanmayı öğretir. Çok şiir okuyan insanlara bir bakın. Kendilerini dinletmeyi başarırlar. Çünkü gerçekten çok güzel konuşurlar. Onları kendinden geçmiş bir vaziyette dinler insanlar. Ama Türkçe’yi hatalarla dolu bir hale getiren insanları dinlemek herkesi sıkar. Bir süre sonra insanlar oflayıp puflamaya veya

konuşanın yanlışlarını düzeltmeye başlarlar. Şimdi tercihi siz yapın. Dil aracılığıyla yok olmak mı, kalkınmak mı daha iyi?

 

Bu yazı 13140 kez okundu.

  Şeyda Tekgöz


Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.


<< Önceki Düşünce Sepetine Geri Dön!.. Sonraki >>





Bütün Yazarlar



Kullanıcı:
Şifre:
 
(Üye Ol!)
(Şifremi Unuttum!)


Üye Sayısı: 604

Haber Arşivi
Haber Bantları

Haftanın Konusu:
Çocuğumuzun Okul Başarısı Neden Önemli?

Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yi
Hayatın İçinden Arşivi


Eğitim Portalı, Samanyolu Eğitim Kurumları tarafından hazırlanmaktadır.
Eğitim Portalımız en iyi 800x600 ve üstü ekran çözünürlüklerinde görünmektedir.