Dil bir ülkenin bağımsızlığının en büyük sembolüdür. Çünkü eğer bir millet
kendine has bir dile sahipse millettir. Dil, öyle bir kavramdır ki; onsuz hiç
bir şey düşünülemez. Mesela bir isteğimizi belirtmek istediğimizde dil olmadan
ne istediğimizi kimseye anlatamayız.
Bu gün dünya dilinin İngilizce olduğunu kabullenmeliyiz. Ama bu kabullenme,
Türkçe’yi unutup tamamen yabancı kelimeler kullanarak olmamalıdır. Hiç bir
şekilde kendi benliğimizden ödün vermemeliyiz. Dilimizi yozlaşmaktan
kurtarmalıyız. Kurtarmalıyız ki, ülkemiz gelişip kalkınabilsin.
Tarihe dönüp baktığımızda görüyoruz ki; hangi millet kendi benliğini unutmuşsa,
o millet yok olmaya mecbur kalmıştır. Hangi millet dil ayrılıklarına düşmüşse o
millette kargaşanın ardı arkası kesilmemiştir.
Günümüzde yabancı kelimenin insanı bilgili gösterdiğini zanneden bazı insanlar
var. Mesela çoğu kanalda Türkçe’den çok İngilizce isimli programlar görüyoruz.
Ya da bir konuşmacıyı dinlerken eğer yabancı kelimeleri çok kullanıyorsa "Bu
adam çok bilgili . Konuşmasından belli" diyoruz ama asıl Türkçe ile konuşuyorsa
"Daha ne dediği anlaşılmıyor, çıkmış konuşma yapıyor" gibi tuhaf yorumlar
yapıyoruz. Ancak bir şeyi unutuyoruz: Biz Türk’üz ve farklı görünme arzusuna
kapılarak kendimizi kaybetmemeliyiz.
Sadeleştirme denilen bir hadise var ki, o daha tuhaf. Bir kitaba başlarken bir
de bakıyoruz ki "Sadeleştirilmiştir " yazıyor kitabın en ön sayfasında. Kitabı
okurken görüyoruz ki sadeleştirilmemiş, yabancılaştırılmış. Öyle eserler var ki
sadeleştirilmeden çok daha anlaşılır oluyor. Mesela bir şiir kafiyesiyle
güzeldir. Ancak öyle sadeleştiriliyor ki ortada ne şiir kalıyor ne de kafiye.
Hayatımda şimdiye kadar Türkçe’yi katletmeden konuşan tek bir kimseyi görmedim.
Buna bazı edebiyatçılar da dahil . Öyle ki; senelerini edebiyata veriyor fakat
konuşurken yabancı kelimeler kullanıyor bazı ‘edebiyatçılarımız’. Ben bir
insanın boş yere yani sırf bunu ben de okudum demek için okumasına bir mana
veremiyorum. Çünkü bir insanın okuduğu kendine fayda sağlamıyorsa, her şekilde
Türkçe’yi kötü konuşuyorsa o insanın yıllarını edebiyata harcaması sadece
ziyandır.
Türkçe’nin en iyi kullanıldığı bir kaç yerden sadece biridir şiir. Şiir öyle bir
sanattır ki, hem insanı başka diyarlara sürükler hem de Türkçe’yi hatasız bir
şekilde kullanmayı öğretir. Çok şiir okuyan insanlara bir bakın. Kendilerini
dinletmeyi başarırlar. Çünkü gerçekten çok güzel konuşurlar. Onları kendinden
geçmiş bir vaziyette dinler insanlar. Ama Türkçe’yi hatalarla dolu bir hale
getiren insanları dinlemek herkesi sıkar. Bir süre sonra insanlar oflayıp
puflamaya veya
konuşanın yanlışlarını düzeltmeye başlarlar. Şimdi tercihi siz yapın. Dil
aracılığıyla yok olmak mı, kalkınmak mı daha iyi?
Bu yazı 13140 kez okundu.
Şeyda Tekgöz
Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.
Eğitim Portalı, Samanyolu Eğitim Kurumları tarafından hazırlanmaktadır.
Eğitim Portalımız en iyi 800x600 ve üstü ekran çözünürlüklerinde görünmektedir.