Issız ve karanlık bir sokaktı, çıt bile çıkmıyordu. Çok korkuyordum, çünkü
yanımda ne annem vardı ne babam. Ne vardı sanki annemin sözünü dinleyip
çıkmasaydım dışarı. Yine aldım cezamı, ama benim de suçum yok. Hep o Hikmet’in
yüzünden. . . Bıraktı, beni geleceğim, diye hala ortalarda yok. Of, yaa of, niye
bunlar hep benim başıma geliyor! Bir hatam olmalı ki…
Hımm… Şuradaki bakkalın oradan sağa dönecektim, herhalde. Yok yok, bir sokak
ötesinden dönecektim. Off, yine kafam karıştı! Ne yapacağım ben şimdi? Hep o
Hikmet akıllısı yüzünden. Ayy! Kaybolduğum anlaşılıyor mu acaba? Ya kötü niyetli
adamlar beni kaçırırsa? Şöyle dik dik yürürsem korkusuz görünürüm herhalde, şu
sokağa gireyim bari.
Hızlı hızlı yürüyerek yolumu bulmaya çalışıyordum ki bir de ne göreyim ileriden
havlaya havlaya gelen bir köpek! Ne yapacağımı şaşırdım. Acaba koşsam mı ki,
koşarsam bana yetişemez; ama ya ayağım takılır da düşersem, o zaman beni
yakalar. Ben en iyisi görmemişten geleyim.
Neyse ki titreye titreye köpeğin yanından geçtim. Ah, Hikmet bunlar hep senin
yüzünden! Evi bir bulayım göstereceğim sana!
Off! Karnım da acıktı, annem ne güzel yemekler yapmıştır kim bilir!
Bir de baktım ki karşı yoldan vızır vızır arabalar geçiyor. O kadar sevindim ki.
Babamın dükkanı da böyle arabaların geçtiği bir yoldaydı. Belki babamın
dükkanını bulabilirim. Sevincime diyecek yoktu. Tabi bu sevinçle tabanları
yağlayarak yoluma devam edip caddeye çıktım. Kaldırımda yürürken bir sağa bir
sola tabelaları okumaya çalışıyordum, babamın dükkanını bulabilmek için. Bir de
ne göreyim babamın dükkanı yolun karşısında. . . İnanamadım. . .
Büyük bir sevinçle karşıya geçiyordum ki olan oldu; son hatırladığım ise bir
fren sesi idi.
Ben yola birden fırlayınca karşıdan hızlı bir şekilde geçen araba bana çarpmış.
Fren sesine çıkan birkaç esnaf ve babamın iş arkadaşları, Selim ve Fatih Amca
hemen ambulans çağırmışlar. Hastaneye gittiğimde ise doktorlar beni hemen
ameliyata almışlar. Tabii bu sırada Fatih Amca babamı aramış ve annemle
hastaneye gelmişler.
Ben ameliyattan çıkınca annemle babam hemen yanıma geldi. Benimle konuşmak
istemişler. Fakat ben kendimde değilmişim. Doktor Bey babama hayati tehlikenin
kalmadığını, bazı iç organların hafif zarar gördüğünü ve kaburga kemiklerinden
birinin hafifçe çatladığını söylemiş. Bunun için gerekli müdahalenin yapıldığını
bundan sonrası için dikkat edilmesi gerektiğini söylemiş.
Birkaç gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edildim. Kendimi gayet iyi
hissediyordum, eve gelince annem beni hemen yatırdı; ama benim aklım Hikmet’te
idi. Bütün bunlar onun yüzünden olmuştu. Onu bir elime geçirirsem kaburga
kemiklerinin birini ben kıracaktım. Dayanamayıp anneme sordum:
- Anne Hikmet hiç hastaneye geldi mi ya da hiç gördün mü?
- Görmez miyim evladım sen hastanedeyken her sabah babasıyla gelip seni sorup
gidiyorlardı.
Hiçbir cevap veremedim çünkü tam o sırada zil çaldı ve annem kapıyı açmak için
odadan çıktı. Gelen hikmet ve ailesi idi. Hikmet hemen benim yanıma geldi. Geldi
ama bayağı zorlanarak çünkü sol bacağı diz kapağına kadar alçılıydı.
- Bu ne hal Hikmet?
- Sorma Ahmet ya, seninle buluşup top oynamaya gidecektik ya, gelirken seni
bekletmeyeyim diye kestirmeden geleyim diye duvardan atladım ve düşünce
bacağımda çatlak oluşmuş, senin yanına bu yüzden gelemedim. Hakkını helal et kan
kardeşim.
- Çok şaşırdım ya geçmiş olsun. Ben de sana çok sinirlenmiştim. Bir elime
geçirirsem deyip duruyordum. Asıl sen hakkını helal et.
İşte ya… İşte arkadaş böyle olmalı düşünceli sırf ben beklemeyeyim, diye
bacağından oldu. Aslında ne kadar kızsam da en sevdiğim arkadaşımdır, Hikmet.
Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. Aynı sınıfta, aynı sırada oturuyoruz. Okula
başlayınca çok üzülmüştüm. Çünkü Hikmet ile sınıflarımız ayrıydı. Hikmet
çalışkan olduğu için onu iyi sınıfa almışlardı. Ama sonra ben de çok çalışınca
beni de 2-A’ ya aldılar. Şimdi birlikteyiz inşallah ayrılmayız.
Laf aramızda hala çarpım tablosunu Hikmet gibi öğrenemedim…
Bu yazı 16006 kez okundu.
Zeynep Çelik
Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.
Eğitim Portalı, Samanyolu Eğitim Kurumları tarafından hazırlanmaktadır.
Eğitim Portalımız en iyi 800x600 ve üstü ekran çözünürlüklerinde görünmektedir.