Samanyolu Eğitim Kurumları Atlantik Eğitim Kurumları
Ana Sayfa
Zümre Sayfaları
ÖSS Hazırlık
SBS Hazırlık
Eğitim Haberleri
Bilgi Yarışması
Bilim Sergisi
Bilim Olimpiyatları
Bilimsel Projelerimiz
Başöğretmen Atatürk
Enstalasyon Sergimiz
Düşünce Sepeti
Tarih Sayfaları
Resim Galerileri
Akademik Takvim
Duvar Kağıtları
Download
Bize Yazın



2009 - 2010 Anadolu Lisesi 12. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Anadolu Lisesi 11. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Anadolu Lisesi 10. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Anadolu Lisesi 9. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 12. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 11. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 10. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009 - 2010 Fen Lisesi 9. Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: kimya
2009-2010 - 9. Sınıf Fizik Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: fizik
2009-2010 - 10. Sınıf Fizik Yıllık Planı
Tarih: 27.09.2009  Zümre: fizik

Düşünce Sepeti
Kan Kardeşim
Kalkınmak mı Yok Olmak mı?
Beklenmedik Anlar...
Korkuyorum
Keçeli Kalem
Bütün Yazılar

Tarih Sayfaları
Bir Anlık Gaflet
Dikenli Yolda Yürümek
2. Selim' den 3. Murat' a
Her Şey Vatan İçin
II. Murat
Bütün Yazılar

2009 - 2010 Eğitim ve Öğretim Yılına Ait Yıllık Planlar

 

 
.:: Tarih : 14.04.2005 ::.  



Abdullah Yahya
Tarihe Gizemli Bir Seyehat-1

Her şey çok güzel gidiyordu. Fakat o imtihan yok mu, her şeyi altüst etti. Bu yüzden nefret ediyorum şu insanoğlundan. Rahatımı bozdu. Benim cennetten çıkmama sebep oldu. Ama ben de ne yaptım ettim, O'nun eşiyle beraber cennetten çıkarılmasına sebep oldum. Ama ne güzel kandırdım onları, sağ olsun şu kadınlar işimi çok kolaylaştırıyorlar. Adem'i kandırmak çok zordu, ama Havva yoluyla kandırmak hiç de zor olmadı.

Ben Rabb'e ne güzel ibadet ediyordum. Ne gereği vardı o imtihanın. Benim basit bir toprağa secde etmem isteniyordu. Halbuki ben ateşten yaratılmış, çok zeki bir varlıktım. Tercihimi basit bir varlığa secde etmek yönünde kullanamazdım. Bu da benim huzurdan kovulmama sebep oldu. Ben de buna çok hiddetlendim ve Ademoğullarına kıyamete kadar düşman olacağıma yemin ettim. Fakat gücüm sınırlandırıldı. Allah ile beraber olanlara dokunma yetkim alınmıştı. Benim şerrimden Allah'a sığınanların manevi sınırlarına giremeyecektim. Girersem anında yanma tehdidi ile karşı karşıya kalacaktım. Ama bana yeteri kadar süre ve alan verilmişti. Kıyamet kopana kadar yaşayacak ve Ademoğullarının boşluklarından aralarına girebilecektim. Bu da bana yetiyordu. Fakat bu takvalı yaşayanlar yok mu? İşte onlar benim belimi büküyorlardı. Adem'e ve eşine yasak meyveyi yedirmiş ve onları çıplak bırakmıştım, işte o an benim keyfime diyecek yoktu. Lakin arkasından Adem'in tövbeleri beni mahvetti. Tek tesellim onların cennetten kovuluşları ve eşiyle uzun yıllar ayrı kalışlarıydı. İntikamımı alıyordum. Ama Adem'in içten yakarışları onların birleşmelerine ve mutlu olmalarına sebep oldu ki bu an benim hüsranı yaşadığım andı...

Ama benim kinim Ademoğlu yaşadığı sürece bitmeyecek. Adem-Havva çiftinin iki güzel oğlu oldu: Habil ile Kabil... Adem benim oyunlarımı öğrenmişti ama oğulları daha bilmiyordu. Habil babasına benziyordu, kandıramadım. Kabil tam benim istediğim kişilikteydi. Ne dersem onu yapıyordu. Bu ailenin yumuşak karnını bulmuştum. Rab iki kardeşi imtihana tabi tuttuğunda Kabil'in imtihanı kaybetmesine yardımcı oldum ve içimi ısıtan ilk kanı döktürdüm. Adem Habil'i ahirete yolcu ederken, Kabil'i ise uzaklara göndererek yalnız kaldı. Böylece Ademoğluna ilk huzursuzluğu verdim.

Uzun yıllar geçti. Rab her dönemde kendi temsilcilerini gönderdiyse de onların genelde yalnız kalmalarını temin ettim ve insanların Peygamber denilen bu güzide şahsiyetlere yaklaşmalarını engelleyerek dalalete ittim. Böylece onlara belaların yağmasına sebep olarak çok mutlu oldum. İnsanların zihnine kuvvetin haklılığını yerleştirerek büyümek için zayıfın ezilmesi gerektiğini benimsettim. Böylece hakimiyeti ele geçirmiştim. Bu dönemlerde nice Peygamberlerin katledilmelerini temin ettim. Bu hususta çok yardımcım vardı, hem de gönüllü yardımcılar... Bayram ediyordum.

Fakat o da ne! Mecusilerin ateşi söndü ve Kisra'nın sarayı yıkıldı. Korktuğum başıma gelmişti. Beklenen son elçi gelmişti. Hareket alanım iyice daralacaktı. Çünkü bu son elçinin varisleri de bir peygamber kadar etkiliydi. Böyle bir ümmet de görmedim. Bu kadar kalabalık ve etkili... Hele o kutlu peygamberin olduğu zamanlar elim kolum bağlandı. Dilim tutuldu. Hiçbir iş yapamaz oldum. Sadece dört bir yana gönderilen elçilerin mesajlarıyla Müslüman olan insanların hakka dahil oluşlarını seyretmek zorunda kaldım. Belim bükülmüş, eski günlerle avunmaktan başka yapacak hiçbir şeyim kalmamıştı. Beklemeye başladım, O büyük zatın ölmesini. İşte beklediğim an gelmişti. O zat öldü ve ben meydana çıktım. İlk önce Ömer'in benliğine girerek O zatın ölmediğini ve ebedi olduğunu belirttim. Ama Ebu Bekir önledi ona verdiğim vesvesemi. Arkasından yalancı peygamberlerin çıkmasını temin ettiysem de yine Ebu Bekir çıktı karşıma. Allah'tan kısa sürdü hilafeti. Ama o da ne? Ömer, o dirayetli Ömer geçti hilafete. Yanmıştım, artık onu kandıramıyordum, kendini nerede görsem kaçmak mecburiyeti hissediyordum. Dayanılacak gibi değildi tam on yıl sürmüştü hilafeti. En çok da zayıflara destek olması beni öldürüyordu. Sırtına aldığı yiyecekleri ev ev dolaştırması yok mu dayanılacak gibi değildi. Nereye gitse İslam'ın yayılmasını temin ediyordu. Ölmek üzereydim, ama onun ölümü beni biraz rahatlattı.

Osman'ın hilafetindeki tartışmalar beni umutlandırdı. Hele Osman'ın akrabalarının hilafete kendi kavmiyetçiliklerini sokmaları tekrar eski günlere döneceğimin emareleriydi. İslam'ın dört bir yana yayılması ve Kur'anın insanlar tarafından öğrenilmesi ne kadar belimi bükse de ülke içinde yaşanan kargaşalar tek teselli kaynağım oluyordu. Bu mevzuda epey bir yardımcım vardı. Münafıklar içinde bir İbn-i Sebe vardı ki ona çok şey borçluydum. İnsanlar arasına ektiği ayrılıkçı tohumları bir daha tekrar eski hale dönülemeyecek ayrılıkları onun sayesinde atıyordum. İşte en mutlu anım. Bir Müslüman topluluğun eliyle bir halife şehit ediliyordu. Daha önce Ömer namaz esnasında öldürüldüyse de bir Mecusi eliyle olduğu için bu kadar mutlu olmamıştım.

Mutluluğum yine de yeterince sürmedi. Çünkü hiçbir zaman yenemediğim birisi hilafete çıkmıştı. Ali oyunlarımı ciddi planda bozdu. Ama bende oyun bitmezdi. Sonunda onun taraftarlarına Ali'yi çok yüce göstererek ilahlaştırdım ve onları da dalalete düşürdüm. Ali'ye karşı olanları da kendilerine en büyük düşman olarak gösterdim. Hele bir Kerbela Olayı var ki bu oyunun son halkası. Artık Müslümanları kıyamete kadar ikiye bölecektim. Müslümanlar artık fetihler yapsalar bile aralarındaki bu husumete bir de ırkçılık zehrini şırınga ettiğimden dolayı hep acı çekeceklerdi.



  Abdullah Yahya
Özel Keçiören Samanyolu Lisesi
Tarih Öğretmeni
ayahya_38@hotmail.com


Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.







Bütün Yazarlar



Kullanıcı:
Şifre:
 
(Üye Ol!)
(Şifremi Unuttum!)


Üye Sayısı: 604

Haber Arşivi
Haber Bantları

Haftanın Konusu:
Çocuğumuzun Okul Başarısı Neden Önemli?

- ''Bebeğimi görebilir miyim'' dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğin
Hayatın İçinden Arşivi


Eğitim Portalı, Samanyolu Eğitim Kurumları tarafından hazırlanmaktadır.
Eğitim Portalımız en iyi 800x600 ve üstü ekran çözünürlüklerinde görünmektedir.