Ilıman bir ilkbahar günüydü. Aylardan Mayıs’tı. 28 Mayıs 1524. O gün sarayda
bir telaş hakimdi. Cariyeler sağa, sola koşturuyor, padişah heyecanla bekliyor,
yardımcılar da yeni doğacak şehzadenin odasını hazırlıyorlardı. Evet, padişah
Kanuni Sultan Süleyman’ ın ve eşi Hürrem Sultan’ ın uzun zamandır bekledikleri
an gelmiş, Şehzade Selim doğmuştu.
Küçük Selim’ in gözleri masmaviydi. Gökler kadar, denizler kadar, okyanuslar
kadar maviydi. Ya saçları? Saçları da tıpkı buğday başakları, tıpkı güneşte
parlayan altın gibiydi. Hem güneşin rengini almış hem altının... Anlayacağınız
bu bebek saraya mutluluk, huzur ve neşe getirmişti. Saray şenlenmişti bir anda.
Şehzade Selim’ in annesi Hürrem Sultan Slav asıllı bir kadındı. Babası Kanuni
Sultan Süleyman ise Yavuz Sultan Selim’ in tek oğluydu. Ayrıca Selim’ in
Bayezid, Abdullah, Murat, Mehmet, Mahmut, Cihangir ve Mustafa adında yedi erkek
kardeşi, Mihrimah Sultan ve Raziye Sultan adında da iki kız kardeşi vardı.
Zamanla Şehzade Selim büyüdü ve dönemin en iyi hocalarından ders aldı. Hocaların
ortak kanaati Şehzade Selim’ in babası, dedesi ve daha önce padişah olan on
Osmanlı Sultanına göre rahata, zevk ve sefaya düşkün, uysal, sessiz ve sakin bir
kişiliğe sahip olmasıydı.
Şehzade Selim aynı zamanda iyi bir şairdi. Bu özelliğini babası Kanuni Sultan
Süleyman’dan almıştı. Şiirleri için ileride Yahya Kemal tarafından ”Selimiye
kadar güzel bir şiir.” denilecekti.
Osmanlıdaki sisteme göre şehzadeler valiliklere gönderilip devlet yönetiminde
deneyim kazandırıyorlardı. Bu nedenle Selim, Kütahya Valiliğine gönderilmişti.
Yanında bulunan deneyimli devlet adamları sayesinde kendini geliştirdi.
Selim 42 yaşına gelmişti. Babası Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar Kalesi’nin
fethinden bir gün önce vefat etmesiyle Kütahya’dan İstanbul’ a gelmiş ve 2.Selim
adıyla tahta geçmişti. Babasının cenazesini karşılamak için Belgrad’ a kadar
gitmiş, cenazeyi de İstanbul’ a getirerek türbesine defnetmişti. Padişah’ ın
ölümü uzunca bir süre askerlerden saklanmıştı. Çünkü seferde olan askerlerin
morali bozulmamalıydı.
2.Selim padişah olup Belgrad’ a gittiğinden yeniçerilere bahşişlerini
verememişti. İstanbul’ a tekrar döndüğünde yeniçeriler ayaklanma çıkarmış,
2.Selim saraya girmekte zorlanmıştı. Ancak gerekli bahşiş verildiğinde 2.Selim
saraya girebilmişti.
2.Selim, zevk ve sefaya düşkünlüğünden devlet işlerini vezirlerine, bilhassa
damadı Sokullu Mehmet Paşa’ ya bırakmıştı. Sokullu Mehmet Paşa, Enderun’ da
yetişmiş bir devşirme devlet adamıydı. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde de
vezirlik yapmış olan Sokulu Mehmet Paşa, 2.Selim ve 3.Murat dönemlerinde de
aralıksız vezirlik yapacaktı.
Yeni padişah, Avusturya Arşidükası Maksimilyan’ ın barış istemesinin ardından
bir barış antlaşması imzalamıştı. Hemen ardından Cenevizlilerin hakimiyetinde
olan Sakız Adası alındı. Adanın alınmasında, adanın korsan yatağı haline gelmesi
ve bu korsanların Osmanlı gemilerine saldırması ile mutad ödedikleri yıllık
vergiyi kesmeleri etkili olmuştu.
Aynı yıllarda Hint Deniz Seferinden sonra alınan Yemen’de çıkan isyanın
Osmanlı’yı sarsması üzerine, Osmanlı kuvvetleri Yemen’de tekrar hakimiyeti
sağlamışlardı. Ve bu hakimiyet 16. yüzyıla kadar sürecekti.
Yönetimde etkin rol oynayan Sokullu Mehmet Paşa, Açe hükümdarı Sultan Alaeddin’e
denizden yardım göndermişti.
Ayrıca Astrahan Seferi’ ne çıkılmış, Astrahan Hanlığı ele geçirilmiş ve Kefe’ ye
geri çekinilmişti. Bu sırada Kefe’ deki levazım ve erzak ambarlarının yanması
Osmanlı askerlerini zor durumda bırakmıştı.
2.Selim tabiatı nedeniyle hiçbir sefere katılmıyor, ordusunu komutanlara emanet
ediyor, kendisi İstanbul’ da kalıyordu. Bu nedenle ileride adı ”Ordusunun
başında hiçbir sefere katılmayan ve İstanbul’ da ölen ilk padişah” olarak
anılacaktı.
1570 yılında 2.Selim, Sokullu Mehmet Paşa’nın aksine Kıbrıs’ın fethini
istiyordu. Ve bu fetih için Lala Mustafa Paşa’yı komutan olarak atadı. Lala
Mustafa Paşa Lefteri, Girne, Lefkoşe ve Larnaka’yı ele geçirip Magosa’yı da
kuşatarak Doğu Akdeniz’ de Osmanlı egemenliğini kesin olarak sağlamış oldu.
Ancak Sokullu Mehmet Paşa’nın tahmin ettiği gibi Kıbrıs’ın fethi büyük bir haçlı
donanmasının Osmanlı’ ya saldırmasına neden olmuştu. Osmanlı donanmaları ve
müttefik donanmalar İnebahtı Körfezi yakınlarında savaştılar. Bu savaşta Osmanlı
donanması ağır bir yenilgi aldı. Sadece Uluç Ali(Daha sonra Kılıç Ali olarak
anılacaktı.) Paşa kendi filosunu kurtarabildi. Ancak Kılıç Ali ve Sokullu Mehmet
Paşa bir sene gibi kısa bir sürede 158 gemi yaparak büyük bir donanmayla
Venediklilerin karşısına çıkınca, Venedikliler galip değil de mağlup bir
devletmişçesine bir anlaşma imzalamak zorunda kaldılar.
İnebahtı yenilgisinden sonra hazırlanan Osmanlı donanması Tunus’ a gönderildi.
İspanyolların elinde bulunan Tunus fethedildi. Böylece Kuzey Afrika’daki Osmanlı
egemenliği pekiştirildi.
Sokullu Mehmet Paşa’nın gerçekleştiremediği iki kanal projesi vardı. Bunlardan
ilki Don ve Volga nehirlerinin bir kanal ile birleştirilmesi, böylece Karadeniz’
den Hazar Denizi’ ne Osmanlı donanması ve ticaret gemilerinin geçmesi
yönündeydi. Bu proje gerçekleşseydi, İpek Yolu canlılık kazanacak, Rusya’nın
güneye gitmesi ve büyümesi engellenecek, İran Savaşları’nda donanmalardan
yararlanılacak, Orta Asya Türk dünyası ile ilişkiler kurulacaktı. Ancak Kırım
Hanı’nın projeye taraftar olmaması, gönderilen asker yetersizliği ve Rus
saldırıları nedeniyle bu proje tamamlanamadı.
Diğer proje Kanal Projesiydi. Süveyş’te Akdeniz ve Kızıldeniz’ i birbirine
bağlayacak bir kanal açmaktı. Böylece Akdeniz Ticareti canlanacak, Hint Deniz
Yolu’nun güvenliği sağlanacak, Avrupalıların Güney Asya Müslümanları üzerindeki
baskısına son verilecekti. Ancak bilinmeyen nedenlerden dolayı bu proje de
uygulanamamıştır.
Sultan Selim, bir gün sarayda yaptırdığı hamamı gezdiği sırada ayağı kayarak
düşüp hastalanmış ve bir süre sonra da bu yüzden ölmüştü. (15 Aralık 1574)
Cenazesi Ayasofya’ ya defnedilmişti.
Dönem genel özellikleriyle şöyledir: Hürrem Sultan ve 2.Selim’in kız kardeşleri
devlet işlerine karışmaya başlamış, imar sürmüş, Ayasofya Camii onarılmış ve
Selimiye Camii yapılmış, Sultan Selim, dedesi Yavuz Sultan Selim gibi sekiz
yıllık saltanat sürmüş, bu saltanatı Sokullu Mehmet Paşa sayesinde rahat ve
huzur içinde geçirmiş, babasından 14.892.000 km² olarak aldığı toprakları
15.162.000 km² olarak bırakmıştı.
2.Selim , kumrala yakın sarışın ve mavi gözlü olduğu için Sarı Sultan Selim diye
de anılırdı. Ayrıca avcılıkta ve yay çekmede çok becerikliydi.
2.Selim’ in, Murat, Abdullah, Osman, Mustafa, Süleyman, Mehmet, Mahmut, Cihangir
adında sekiz erkek, Fatma Sultan, Şah Sultan, Gevherhan Sultan ve Esma Sultan
adında da dört kız çocuğu vardı. Murat, 2.Selim’ den sonra 3. Murat adıyla tahta
geçmiştir. 3. Murat’ ın annesinin adı ise Nur-Banu Sultandır...
Bu yazı 47289 kez okundu.
Nurbanu Huyugüzel
Eğitim Portalımızda yayınlanan tüm yazıların telif hakları ve doğabilecek sorumluluklar yazıyı yazan kişiye aittir.
Eğitim Portalı, Samanyolu Eğitim Kurumları tarafından hazırlanmaktadır.
Eğitim Portalımız en iyi 800x600 ve üstü ekran çözünürlüklerinde görünmektedir.